Edebiyatçilar Dernegi


İçeriğe git

2011 Yili Etkinlikleri/ Duyurulari

Dernek Duyuruları/ Etkinlikleri










TÜRKİYE EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ/ Authors Association

Ülkemiz şiirinin en önemli isimlerinden, çevirileriyle siyasal hayatımızın gelişmesine büyük katkıları olan, Tohum Bankası kurulmasını vasiyet edecek kadar yaşamı savunan bir büyük adamdı Can Yücel.

O hepimizin aklının bir köşesi, hepimizin sevdalık şiirleri, söyleyemediğimizi atfettiğimiz ve böylece gölgesine sığındığımız Can Babamızdı.

Serçelere 'kardeşlerim', yağmur damlalarına 'romancı keratalar' diyen ve günebakanları korumayı iş edinen, dünya sevdalısı bir insandı.

Yücel, komünizme şiir yazan, sosyalizm mücadelesinin aktif olarak içinde yer alan, politik kimliği nedeniyle cezaevlerine atılan bir devrimciydi.

Yücel, yitirdiğimiz fidanlara en içten ağıtları yakan ve 'başka türlü bir şey' diyerek düşlerimizi bize anlatan bir şairdi.

İşte o şairin, Can Yücel'in, Can Baba'nın mezarına saldırdılar.

Yücel'in Datça'ya gömülme vasiyeti vardı. Ankara'ya İstanbul'a değil, deniz gören mezarlıkta Datça'ya gömülmek istiyordu.

"Dediğim gibi beni Datça'ya gömün
Şu deniz gören mezarlığın orda,
Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama!" Demişti Can Baba.

Gömü sanıp deşmediler ama kırdılar mezarını.

Yücel'in mezarını kıranlar, Can Yücel'in sahip çıktığı insanlık değerlerine, özgürlüğe, Denizlere ve düşlerimize saldırdılar aslında.
Yücel'in mezarına saldıranlar, bize aşkı, umudu ve yaşamı anlatan şiirlerine ve dünyayı bize getiren çevirilerine saldırdılar.
Yücel'in mezarına saldıranlar, hepimize saldırdılar.

Bir gün önce, AKP Datça İlçe Başkanı Ahmet Sedat Deniz, Can Yücel anmalarındaki bir ayrıntıyı, mezarına şarap dökülmesini bahane ederek “Ama bazıları milletin değerleriyle alay etmeyi, milletin manevi duygularıyla oynamayı zevk haline getirmelerinden dolayı bu saçma sapan olayı gerçekleştirmek istemişlerdir. Ama unutmasınlar bu olayın bir daha tekrar olmaması için var gücümüzle çaba sarf edip yetkililerin atacağı adımların takipçisi olacağız” demişti.

Meğer ki Ahmet Sedat Deniz'in yetkili dedikleri gerici-faşist mezar kırıcılarmış. Meğer ki Ahmet Sedat Deniz'in takipçisi olduğu adımlar, Can Baba'nın mezar taşlarının kırılmasıymış.

Ülkemizde siyasal atmosfer, her geçen gün oksijen kaybederken 'ileri demokrasi' iddialarının aslı ortaya çıkmaktadır.

Bu iddiaların aslı daha çok savaş, daha çok kardeş kanı, daha çok emperyalizm, daha çok sanat düşmanlığı, daha çok cezaevi, daha çok faşizm, daha çok gericiliktir.

Kars'taki, barışı temsil eden İnsanlık Anıtı'nı yıkanlar tabi ki bugün komşu ülkelerle kirli savaşın peşinde koşacaktır.
Şiiri ve edebiyatı kendi gericiliklerinin maskesi yapanlar tabi ki yayınlanmamış kitaplardan bomba icat edecektir.
beslenerek büyüyenler tabi ki kendi darbeleriyle toplumu cendere altına alacaklardır.
Gerçeklere tahammülü olmadıkları için 70 gazeteciyi içeri atanlar tabi ki emirle gazete sansürleyecektir.
Bir öğretmenin çığlığından korkanlar tabi ki yumurtalarını geleceğe savuran gençleri cezaevlerine tıkacaklardır.

Ve tabii ki bütün bunları yapanlar Can Baba'nın mezarına da saldıracaklardır. Bunların hiçbirine şaşırmıyoruz.
bulunma amacımız da acımızı ve üzüntümüzü anlatmak değil.

Bizler, Can Yücel'in dostları ve okurları olarak onun inandığı ve şiirini yazdığı bütün değerlere sahip çıktığımızı söylemek için buradayız.

Dün söylemiştik, bugün tekrarlıyoruz;

Can Yücel'i öldürmeyi başaramayanlar, mezarına saldırarak O'nu yok edeceklerini sanıyorlar.
Can Yücel'i mezarında arayanlar boşa kürek çekiyorlar. Can Baba orada değil.
Can Baba, kendimizi dar attığımız karşı evin sundurmasında, kapıda bekliyor bizi.
Can Baba, eylim eylim salınan yosunların arasından bakıyor bize.
Can Baba, özgürlüğe mutluluğa doğru koşanların başını çevirdiğinde göreceği her yerde.

Bu saldırıyı azmettirenler ve gerçekleştirenler, Can Yücel'in “Anayasası İnsanın” diyerek yazdığı evrensel değerleri savunmaya devam edeceğimizi ve Can Yücel'in canının öyle kolay kolay çıkmayacağını bilmelidirler.

Ve bilmelidirler ki ne balyoz darbeleriniz ne de sonsuz karanlığınız yetecektir Can Baba'nın aydınlığını karartmaya.

Baba aramızda ve size bakıyor. Görmüyor musunuz?


TÜRKİYE EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ/ Authors Association

Çağdaş Gazeteciler Derneğiçılar Derneği




3 Haziran 2011 Cuma/ Nâzım Hikmet'i Anma Gecesi

"Sana tüm şiirlerimi banda kaydedeceğim. Yaşamımın tüm sesi seninle kalsın. Sonra Türkiye'ye ver bu sesi. Bizim barışmamız ölümümden sonra olacak. Ülkeme dönmek için ölmek zorundayım.

"
Nâzım'dan Vera'ya...

Özkan Mert açılış konuşması/ 19:00

Katılımcılar:
Özkan Mert

Şadan Gökovalı
Okan Yüksel
Halim Yazıcı
Mustafa Yuluğ
Ferda İzbudak Akıncı
Aydoğan Yavaşlı
Hülya Soyşekerci
Mehmet Sarsmaz
Pınar Nurhan
Ersan Erçelik
Aydın Uysal

Müzik
Nâzım Hikmet'in Bestelenen Eserlerinin Seslendirilmesi ve Barkovizyon Gösterimi

Tarih: 03 Haziran 2011Saat: 19:00 / 21:00

Yer: Nâzım Hikmet Kültür EviDüzenleyen: Edebiyatçılar Derneği & Nâzım Hikmet Kültür Evi


Arama

İçeriğe geri dön | Ana menuya dön